bilimlerde kesişen nokta

Matematik dışında, Aristo’dan Rönesans’ın bitişine kadar hiçbir bilim diğerine model olacak bir gelişme göstermemiştir. Çünkü Aristo’nun nazarî, poetik ve tatbiki diye üçe ayırdığı bilimler, gerek anlatım eksikliği, gerek ilkel araştırmalar ve gerekse şüphe doğuran sonuçlar yüzünden yeterli kıvama ulaşamamıştır. Ancak, bir taraftan Galileo’nin çalışmaları, bir taraftan da Descartes’ın ortaya koyduğu ruh-beden, akıl-madde ikilemesi bilimler adına önemli bir hamle yapmıştır.  Daha sonra ise tabiat bilimlerinin gelişmesi, fizik ve insan bilimleri arasındaki kopmayı başlatır. Ortaya çıkan bu ikili çatışma, insan bilimlerine (beşeri ya da manevi) bağımsızlık yolu açar. Bu noktada Kant, geliştirdiği eleştirel felsefenin temeline bu kopmayı monte eder.

Ortaya çıkış tarihleri bakımından matematik, fizik, biyoloji, psikoloji, sıralamayla gelişen bilim dallarının, yapılan analizler sonunda bu sıralamada her iki uçta yer alan birbirine yaklaştığı görülür. Bu nedenle, bilimler arasında bir kesişim noktasının olduğunu kabul etmek gerekir. Zaten genel olarak, iki ana başlık etrafında (kozmolojik ve noolojik) toplanan bilimler kendi arasında dört alt başlık etrafında şekillenir. Hemen belirtmek gerekir ki, kozmolojik bilimlerin safında yer alan matematik, fizik, tabiat ve tıbbî bilimler de noolojik bilimlerin kategorisindeki felsefî, dialegmaique, etnolojik ve siyasî bilimler gibi bölümlere ayrılır. Noolojik bilimlerin potasında yer alan felsefî bilimler, psikoloji, metafizik, etik ve teleziyoloji olarak sıralanırken; dialegmaique’in safında, edebiyat ve pedagoji görülür. Aynı şekilde, etnolojik bilimler de bünyesine etnoloji, arkeoloji ve tarihi, siyasî bilimler ise iktisat, hukuk ve politikayı alır. Bu noktada, kozmolojik bilimlerden matematiğin çatısında, geometri, mekanik ve aritmetik yer alırken; fiziğin hanesinde fizik, jeoloji ve teknoloji bulunur.

Bilimlerin sınıflandırılması konusunda görüşlerini açıklayan Bacon, d’Alembert ve Ampere, birbirinden değişik kanaatlere varmışlar. Bacon, yapılan bütün metot ve sınıflandırmalara güvenmediğini açıklayarak; yapılanların ilmî çalışmanın gerçek mahiyetine yabancı olduğu, ince ve kısır ayırımları bir araya getirme gayretinden öteye gitmediğini söyler. Öte yandan, epistemolojik ayırımı ruhun melekelerinde, yani şiirin kaynağı olan hayal, tarihe dayanaklık eden hafıza ve felsefenin temeli olan akılda arar. Bacon, böylelikle, bize, akıl bilimleri diye üç bölümden söz eder:

1. İlahiyat,

2. Nazarî ve Uygulamalı Bilimler,

3. İnsanî Bilimler.

d’Almbert ise, sınıflandırmasının alt kümesinin ahlâk hanesinde hukuk, iktisat ve politikayı, mantık etrafında ise pedagoji, filoloji ve tenkidi göstererek farklı bir yol izler. Fizikçi ve filozof olan Ampere de kozmolojik ve noolojik olaylar arasındaki farklılıktan hareket ederek yapılan sınıflandırmalara felsefî bir temel kazandırmaya çalışır.

Bilimleri bir başka açıdan ele alan Spencer, mücerret-müşahhas ayırımına gider. Spencer’e göre bilimler üç başlıkta toplanmalıdır. Mantık ve matematik gibi mücerret olanlar, jeoloji, biyoloji ve sosyoloji gibi müşahhas olanlar, bir de fizik, kimya, mekanik gibi mücerret-müşahhas arası yol çizenler. Öte yandan Marx, felsefî ve ilmî olanı aynı sistem içinde uzlaştırmaya çalışan girişimlere bir hayal gözüyle bakarak; tabiata biliminin sanayide oynadığı kurtarıcı rolü kabul eder. Marx’a göre, tabiatın sosyal gerçekliği ve beşerî tabiî veya insanın tabiî bilimleri ifade bakımından aynıdır. Buradan hareketle Marksizm’in beşerî bilimlerin genel teorisini geliştirmeyle ilgili teşebbüslerde etki etmediğini söyleyebiliriz.

Bilimler üzerine yapılan bu sınıflandırmalar, bakış açılarının genişliğinden olsa gerek, uzlaşmacı bir yön oluşturamaz. İlmin realitesini pek zedelemeyen bu tasniflerle genişleyen boyutlar, düşünen kafaların dayatmacılığa karşı olduğunun göstergesidir.

Bilimleri kesişim noktaları bakımdan karşımıza alalım. Bu karşı alışta Boeckh, “Bütün bilimlerin tarihi filolojiktir” görüşüyle karşımıza çıkar. Gerçekten temeline filolojiyi alan bilimler, filolojiyle kendi akışları içerisinde bir bağlama çizgisi meydana getirirler. Demek oluyor ki, filoloji, yalnızca dilbilimi ve siyasetle değil, matematik ve botanik gibi bilimlerin tarihiyle de ilgilenir. Bu noktada, filolojiyi, siyaset, sanat, hukuk, ahlâk, kültür ve dinin özeti gören A. Wolf, Julien Freund’a göre Hegel’i yanıltmıştır. Çünkü Hegel de Wolf’a dayanarak filolojiyi bir meseleler yığını olarak görür.

Söz filolojideyken, bu alanın, belki de en zor irtibatlandırılacak bilim kolu felsefeyle olan ilişkisine geçelim. Matematik ve fizik yaratıcılığı doğrudan olan felsefenin filolojiyle kesişmesi, onun envanterinin doğru yorumlanması noktasındadır. Keza, Platon’un fikrini doğru olarak yorumlanmasının yolu filoloji eğitimine sahip olmaktan geçer. Demek ki filoloji, mevcut olanın yanlış yorumlanması, tahrif edilmesi gibi engellerden korunmasını sağlar. Filoloji, böylelikle dilbilimin sınırlarını aşarak tarihle de kaynaşır.

Kesişim noktası için sosyolojiyle felsefe arasındaki münasebete bakalım. Sosyoloji, felsefeye toplumsal, siyasî ve ekonomik olayların çözümlenmesinde insan teolojik ve metafizik açıklamaları aşma imkânını sağlar. Sosyoloji için, “rolü küllî olmak olan hususi bir ilimdir” görüşünü savunan Augusto Comte, sosyal ortamın incelenmesinde fizikî ve organik şartların bilinmesinin sosyolojiden geçtiğinin iddia eder. Aynı şekilde, bunu destekler mahiyette, bir bilim tarafından kullanılan metotların diğerlerine de uygun olacağını ekler. Stuart Mill, Comte’un görüşlerine katılır biçimde “ilim birliğinin temeli, ilmî akıl yürütmenin metodolojik birliğidir” der.

Tarihle psikoloji arasındaki bağlantıya bakalım. Tarih, yalnız gerçekleşmiş olanın değil, aynı zaman da sürüp giden hayatın da dokusu olduğundan, bilimlerin her konusu tarihçinin bakışında bile tarihî olma durumundadır. Psikolojinin konusu, tarih ve toplumun yüklendiği bilimlerin yorumlanması olduğundan, insan ve muhitini oluşturan çeşitli belirlemelerin teşekkülünü analiz eder. Böylece beşerî olan varlık hem uygulama alanında hem de teoride kendini izah eder.

Taine, tarihi de içine alan geniş bir bakış açısıyla manevi bilimlerin temel rolünü psikolojiye dayandırır. “Kristaller iptidaî geometrik bir unsurla açıklandıkları gibi medeniyetle de iptidaî psikolojik bir unsurla açıklanır” diyen Taine, hadiseye çağrışımcı bir psikoloji anlayışıyla yaklaşır.

Bilimlerin kategorilere ayrılması, onların inceledikleri konuların farklılığından değil, metotlarının farklı oluşu üzerine temellenmektedir. Wundt’un psikolojisinin metodunun tabiat bilimlerinin metotlarından farklı oluşu işte buradan kaynaklanmaktadır. Çünkü Wundt, tecrübeye dayalı olmayı esas almıştır. Fakat hiçbir metodun sonsuz olmayacağı ya da model olarak geçinemeyeceği gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, tabiata dayalı bilimlerle kültür bilimleri arasındaki temel fark, birinin belirlemediğini diğerinin nitelendirmesine dayanır. Bu nedenle, her ikisi de bilimsel olduğundan, birini diğerinden üstün tutma anlayışı yanlıştır. Dolayısıyla, bilimlerden birinin üstünlüğünü ortay koymak yerine, bilim türleri arasındaki ilişkileri düşünmek daha doğru olacaktır. Öyleyse, epistemolojiye dayalı çatışma ortadan kalkmalıdır.

Share

postmodern(izm)e açılan dönemeçte şiirimizin konumu

“onbinlerin göçü/onbinlerin gücü/tırabzan/Trabzon/trap zan/trap/son”

E. A.

Tanzimat’ın hemen sonrasındaki Ara Nesil topluluğunun temsilcilerinden olan Mehmet Rıfat, şair ve ressam gibi güzel sanatlarla uğraşan sanatçıların, ‘zevk-i selim’ ve ‘fazilet’ gibi iki ayrı kabiliyete sahip olmaları gerektiğini söyler. Hemen arkasından da, bu yeteneklerden herhangi birinin eksik olması durumunda ortaya konulan eserlerin takdir göremeyeceğinin altını çizer. Mehmet Rıfat, şair ile ressam arasındaki kıyaslamasının devamında, ‘her şair bir ressamdır’ tezine ileri sürmekten kaçınmaz. Esasen, şiirimizde post-modern arayış ve açılımların temeline iniş rotamızı, bu devir ve onun sonrasındaki kuşağın temsilcilerinden olan Tevfik Fikret ve Cenab’ın şiirlerine kadar devam ettirebiliriz.

1895’te vurgulanan yukarıdaki tespitin, batıda 1939’tan başlatılan post-modern yaklaşım arasındaki elli yıla yakın zaman kaymasını, bu akımın, XIX ve XX. yüzyıl başlarındaki diğer akımlarla kesişen/benzeşen yanlarıyla ilişkilendirebiliriz. Özellikle, ekspresyonizm ile sürrealizmin prensiplerine yaslanan şiir anlayış ve terminolojisini post-modern yaklaşımla bağdaştırmak mümkün.

1882’de, o döneminin öne çıkan dergilerinden Mirat-ı Âlem’de başlayan resim altı(na) şiir yazma modası, edebiyat sosyolojisinin dikkat çekici bir argümanı oluş dışında, güzel sanatların birbiriyle kesişen noktasını da su yüzüne çıkarmaktadır. Ki, burada post-modernizme aykırı gelmeyen bir durum vardır. Bu modayı,  otuz civarındaki ‘tablo altı’ şiiriyle geliştiren Tevfik Fikret, fanteziden öte şiirin başkalaşımdaki açılımını da yoklamış olur. Diyebiliriz ki, sadece şiir değil, edebiyat, felsefe ve mimaride de etkisini gösteren postmodernizm, yeni ile gelenek arasındaki şekillenişinde kronolojiyle bağlantısını koparmaması dikkat çekicidir.

Bugün, günümüzün şiirinin sorumluluğunda, post-modern arayışların içinden geçerek salt bireyci ve parolacı yaklaşımlara ve merkezden uzaklaşmak esasına dayanan ritmik organizeler ile şiirden resmi telkin beklemek g e r ç e ğ i n ay(ı)rımını şekillendirecektir. Hemen belirtelim ki, içerik (öz) ve konu (mevzuu) eksenli sahte (şiir) ile şairaneliğin şiir sanılma riski arasından giden yan çerçeveli yaklaşımlar ne şekil, ne de diyalektik kazanımların hanesini güçlendirir.

Şiirin temel damarından gelen orijinalite, anahtar ve metodolojiye ait kıstaslar, belirgin realitede kendisine yer bulur. Çünkü şiir, en nihai noktada, bir iç kanaması, yüksek frekansta duygulanım/artı değerlerin ve heyecan toplamının soluklandığı, öncelikle muhatabı kalbinden vuran bütünlükle ortaya çıkar. Bu nedenle şiirin, diğer bir taraftan da, duygu yükünün zihinle birleşmesi sonrasında akıp giden, lirizm kazandıran, odağında kültürün harmanlandığı, dinamikleri sağlam referanslara dayanan büyük bir haykırış rolü ortaya çıkar. Tam bir güzellik abidesi olur. Bu yüzden de, bizi, bulunduğumuz yerden alıp başka yerlere götürür. Aynı zamanda, kâğıda, mürekkebe yansımasında daima bir öncü güç, ferahlama durağı, sığınış ve iç kale yansıması barındırır.

Eski Türk şiiri ile birlikte, Sümer, Mısır, Hint ve Latin şiirinin de temelinde insana ve insanî duygulara ait bir yakınlık hissederiz. Postmodern tarz, buna uzak ve karşı değildir. Böylece şiirde, duygunun akışında biz, sanki onun içinden, bilinç süzgecinden geçerek bir realiteye ve aydınlanmaya ulaşırız. Bu noktada, ünlü ressam Ayvazovski ile Victor Hugo’yu karşı karşı karşıya getirerek; Hugo’nun bir deniz manzarası tasviri ile Ayvazovski’nin tablosunun hiç bir zaman aynı derecede etkili olmayacağını söylemek gerekecektir.

Şiirimizde Yahya Kemal’le başlayan dönüşüm ile batı şiirinin Ezra Pound, Paul Valéry, Eluard, T. S. Eliot gibi isimlerinden gelen örnekleriyle çıktığımız yolculuk, İkinci Yeni süreciyle yeni bir yol ve anlam kazanır.

Modern Türk şiirinin 1955 sonrası gelişiminde önemli köşe taşlarından biri de, beslenme kaynaklarının çokluğu olmuştur. Öyle ki, Fecr-i Âti kadrosundan derin sembolizm(a) ile sıyrılan Ahmet Haşim çizgisinin Asaf Halet Çelebi ve Behçet Necatigil’de süren izler bizi heyecanlandırır. 1970’lerin “güme” giden ideolojik çizgisinden sıyrılışında ise, “Sana Bana Vatanıma Ülkemin İnsanına Dair” gibi istisnai örneklerle birlikte, “sekenlere” sarkan uzun soluklu şiirin, “İkinci Yeni” geleneğinden gelen kapalılık, (s)imgelere yaslanma ve son iki yüz yılın şiir sanatının (poetika) damarlarına ait ara başlık ve kesitler ile izleğe dayalı çerçeveleri bağımsız çalışmaların konusunu oluşturacaktır.

Modern şiirimizin yol alışında hiç şüphesiz ikinci yeni kaynağından gelen akış, bundan önceki bazı çalışmalarımızda da zaman zaman altını çizdiğimiz, çeşitli boyutlarına değindiğimiz oluşum ve köşe taşlarının, ana hatlarıyla, XX. yüzyılın ikinci yarısını meydana getiren Türk şiir geleneğinin ilke ve yönelişlerini çerçevelemektedir. Modern şiirimizi zenginleştiren örnek ve imzaların varlığı, yeni bir yüzyılın başlangıcına, öncekilere göre daha muğlâk giren edebiyatımızda, potansiyel bir zenginlik kadar, kökeni/tabanları açısından tartışmalara da yol açmaktadır.

Şiirin hayatın içinde aktüel bir konu olarak konuşulduğu 1940’larda, Orhan Veli şiirine yöneltilen eleştirilerin dozunu bugün gülümseyerek okumamızı postmoderniteyle ilişkilendirebiliriz. Öte yandan, şiirde zamana ilişkin postmodernite problemi, elbette ki, hemen çözüme erdirilebilecek bir mesele değildir. Uç noktalarında çıkmaza kapılarını açan mihenk boyutları ve netleştirilemeyen bilinç dağarcığıyla da kendini şekillendirir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bitiremediği şiirlerinden biri, dahası bunlar arasında en önemlisi olan “Eşik”te gerçekten de, “eşikte duruş”un varlığına işaret edilir. “Eşik”te, “araf”ta oluşun sancıları ile beynelmilel bir duruşa dayanan saptanışların izi de karşımıza çıkarılır. Bu bitmeyen/tamamlanamamış şiiri, Tanpınar manzumeleri arasında, “Bursa’da Zaman”dan sonra ikinci sıraya koyan değer, aynı zamanda varlık probleminden gelen içi hesaplaşmaların, doğu-batı boylamındaki ikilemini sorgular. Varlık konusu, özellikle kapalı bilincin kıyısını yoklar. Ki, burada da Mevlâna, Asaf Halet, Zümrüt-ü Anka gibi simgelerde karşılığını bulan anlatımlarının gelenek endişesine dayanan bir boyut ve onun çerçevesini hatırlarız.

Nesir alanında öne çıkan çağı/zamanı sorgulayış noktasında, Marcel Proust’un Geçmiş Zaman Peşinde ile verilen işaret fişekleri, geçen çağın ortalarında Abdülhak Şinasi ile Tanpınar’ı nasıl etkilediyse, günümüz sanatçısını da o nispette düşünmeye davet etmektedir. Ahmet Haşim’in şiirde söz sanatlarını referans alan “yorgun bulut” benzetmesi, Octavia Paz’ın “yalnızlık dolambacı” ve Özdemir Asaf’ın “Yalnızlığa Övgü” şiirinde sözünü ettiği “sağır yalnızlık”, “boyuna kapısına döner” yaklaşımlarının temelinde, “kendine kapanan kelebek”in geniş coğrafya diliminde ve önceki bazı kuşakların söyleyişindeki sunuluş biçimidir. Buna Cemal Süreya’nın “Bütün kara parçaları/Afrika dâhil” mısralarını hatırlatan bu isimlendirme/sembolizasyonunu katabiliriz.

Orhan Veli şiirine yöneltilen keskin eleştirilerden biri olan, “herkes şairden yeni zamanların sesini beklerken Orhan Veli biraderimiz rakı şişesinde balık olmak sevdasında” yaklaşımı, ya bu tarz indirgemeler, sosyo-dramatik eleştiriden ziyade şiirde hayatın kıyısıyla uzağı arasındaki farklılıkları göz önüne sermektedir.

Cahit Külebi şiirinin, toplumcu-gerçekçilikle çakışan boyutlarına baktığımızda, sosyal realitenin, iç’e dönük yakınmalarının, biraz da ironiyle birleşen hallerini görürüz.  Bu durum, bilinç ve varlık problemine bağlı konudur. Sonraki dönemlerde, İsmet Özel’in, “Muş’ta Bir Güz İçin Prelütler” adlı şiirinde,  ‘günler ellerimi sildiğim birer üstüpüdür buralarda’ söylemiyle mekânın insanı etkilemedeki gücünü en yalın haliyle açığa vurur. Bu ise, Albert Camus’nun Cezayir’in Oran kentindeki sıkıntısının Türkiye coğrafyasındaki versiyonudur aslında.

Üniversitede okuttuğumuz, Metin Çözümlemeleri, Edebiyat Eleştirisi, Metodoloji gibi derslerde ele aldığımız edebî metin yorumlarında, epistemolojiden ontolojiye kadar giden çizginin izlenişine de dikkat ederek; her şeyden önce, esastan uzaklaşmamak kaydıyla, tamamlayıcı ayrıntıların varlığına da işaret ederiz. Ancak Mehmet Kaplan’la başlayan şiir analiz sisteminin çağdaş Türk şiirinde belirlediği rota, “devir-şahsiyet-eser” çizgisini esas alan yöntemi temel açıdan önemli bir yol haritasıdır. Bunun dışında, değerli hocam Prof. Dr. Ömer Faruk Akün’ün büyülü dersleri arasında yer verdiği, henüz basılı kayıtlara geçmeyen, T. Fikret, Cenap, Ahmet Haşim şiirlerinin sistematik ve derinlikli tahlillerinin altını çizmeliyim. Bizden önceki kuşaklara, yaptığı metin şerhi dersleriyle klâsik şiirimizi sevdiren Ali Nihat Tarlan da, şüphesiz, dönem dönem dışlanan ve yadırganan bir edebiyat kalesine hangi yoldan gidileceği konusunda yepyeni bir pusula ortaya koymuştur. Bugün ise, şiir çözümleme edebiyat tarihinin bileşkelerinden hareketle bir metne yaklaştığımızda, bu yol açıcı değerleri dikkate alarak; eldeki metinlere yeni değer ve yöntemler çerçevesinde yaklaşabiliriz.

Share

makaleler ve diğer yazılar

ULUSLARARASI HAKEMLİ MAKALELER

1. “Kaos ve Karmaşanın Türk Romanında İşleniş Biçimleri”, Journal of Istanbul Kültür University, Volume 4, Number 3, October 2006, pp. 57-65.

2. “Edebiyat-Sosyoloji İlişkisinde Sosyolojik Kaynak ve Ölçütler”, Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 4 /1-I Winter 2009, pp. 357-370.

3. “Prof. Dr. Ömer Faruk Akün’ün Hatırlattıkları ve Kayda Geçmeyen Bazı Hatıraları”,  Türklük Bilimi Araştırmaları, S. 19, Bahar 2006,  Prof. Dr. Ömer Faruk Akün’e Armağan,  s. 87-97.

ULUSAL HAKEMLİ MAKALELER

1. “Cumhuriyet Devri Türk Şiirinde Çay Motifi”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, C. XXX, s. 61–86, İstanbul 2003.

2. “Edebiyatın Siyasetle Kesişen Noktasında Yazar ve Şairlerin Tutumları”, Muhafazakâr Düşünce-The Journal of Concervative Thought, Yıl: 4, S. 13-14, Yaz-Güz 2007, s. 141-146.

3. “Kıbrıs Türk Dergiciliği”, Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları, y. 4, S. 8, Temmuz-Aralık 2012, s. 159-172.

KİTAPTA BÖLÜM

1. “Asaf Halet Çelebi’de Saf Şiir Serüveni”, Asaf Halet Çelebi Kitabı, Ankara 2003, Birinci Baskı, Hece Yayınları Nr. 65, s. 94–106.

2. “Edebiyat Sosyolojisi ve Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimlerinin Görev ve Öncelikleri”, Edebiyat Sosyolojisi, (Ed. Köksal Alver), Ankara 2004, Birinci Baskı, Hece Yayınları Nr. 78, s. 151–163. (İkinci Baskı, Ankara 2007, s. 187-200. )

3. “Küçükçekmece’de Basın-Yayın Hayatı”, Dünden Bugüne Küçükçekmece, (Ed. Mehmet Yalçın Yılmaz), İstanbul 2009, s. 417-421.

4. “Küçükçekmece’de Spor”, Dünden Bugüne Küçükçekmece, (Ed. Mehmet Yalçın Yılmaz), İstanbul 2009, s. 430-437.

5. “Attitude, Measures and Changes Towards Multicultural Education”, European Turks-Education and Integration, Volume II, April 2010, Printed in Turkey by Erciyes University, pp. 763-767.

6. “Developing Multiculturalism and Strategies for Coexistence in A Global World”, European Turks- Education and Integration, Volume II, April 2010, Printed in Turkey by Erciyes University, pp. 768-772.

DİĞER MAKALELER

1. “Orhan Pamuk’ta Yeni Hayat Sendromu”, Dönemeç, nr. 2, Mayıs-Haziran 1996, s. 22

2. “Bir Edebî Tür Olarak Mektup ve Portekiz Mektupları”, Dönemeç, nr. 7, Nisan-Mayıs 1998, s. 18-19.

3.“Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Şiir Görüşünün Kaynaklardaki Aksi”, Yedi İklim, nr. 99, Haziran 1998, s. 42-45.

4. “Edebiyat Sosyolojisine Genel Bakış ve Bu Bakışta Türk Edebiyatı”, Hece, nr. 29, Mayıs 1999, s. 26-28.

5. “Ellili Yıllarda Fransız ‘Yeni Roman’ Akımı”, Hece, nr. 31, Temmuz 1999, s. 66-68.

6. “Tanpınar’da Şiir ve Hayat”, Hece, nr. 35, Kasım 1999, s. 50-51.

7. “Modern Türk Şiirine Yaklaşımda Ebubekir Eroğlu’nun Tespitleri”, Yedi İklim, nr. 141, Aralık 2001, s. 56-59.

8. “Şiir ve Gerçek(çi)lik”, Hece, Türk Şiiri Özel Sayısı, nr. 53/54/55, Mayıs/Haziran/Temmuz 2001, s. 405-413.

9. “Kar Romanında Bir Arka Plan Analizi ya da Kara Basma İz Olur”, Yedi İklim, nr. 147-149, Haziran-Temmuz-Ağustos 2002, s. 49-52.

10. “Ahmet Hamdi Tanpınar’da Tarih ve Zaman”, Hece, Ahmet Hamdi Tanpınar Özel Sayısı, nr. 61, Ocak 2002, s. 126-145.

11. “Romanımızın 2001 Yolculuğu”, Yansıma, nr. 2, Şubat 2002,

s. 30-31.

12. “Roman ve İnsan”, Hece, Türk Romanı Özel Sayısı, nr. 65-66-67, Mayıs-Haziran-Temmuz 2002, s. 352-358.

13. “1872-2002 Yılları Arasında Yazılan Türk Romanları Bibliyografyası”, Hece, Türk Romanı Özel Sayısı, nr. 65-66-67, Mayıs-Haziran-Temmuz 2002, s. 816-841.

14. “Eleştiri-Üslûp İlişkisi”, Hece, Eleştiri Özel Sayısı, nr. 77-78-79, Mayıs-Haziran-Temmuz 2003, s. 377-382.

15. “Bahaettin Karakoç’un Şiirlerinde Anadolu Coğrafyasına Ait İzlenimler”, Türk Edebiyatı, nr. 357, Temmuz 2003, s. 32-35.

16. “Yaşamak’ta Türler ve Metinlerarası Geçişler”, Okuntu, Cahit Zarifoğlu Özel Sayısı, y. 3. nr. 10, Aralık 2003, s. 124-128.

17. “Edebiyatımızda Batıya Açılma”, Hece,  Sanat-Hayat-Edebiyat Özel Sayısı, nr. 90–91–92, Haziran-Temmuz-Ağustos 2004, s. 84–88.

18. “Varoluş Ülkesinin ‘Yabancı’ Dostu Albert Camus”, Sühan Edebiyat, nr. 12, Mayıs-Haziran 2005, s. 5-7.

19. “Kıbrıs’ta Dergicilik”, Öteki-siz, y. 5, nr. 2005-1, Ekim-Kasım-Aralık 2005, s. 45-50.

20. “Sorbonn’dan Anadolu’ya Açılan Kapıda Nurettin Topçu’nun Sosyo-Psikolojik Cephesi”, Hece, Nurettin Topçu Özel Sayısı, nr. 109, Ocak 2006, s. 229-233.

21. “Barthes’ın Metni Arzulayan Hazzı”, Virgül, nr. 103, Ocak 2007, s. 29-30.

22. “Dergilerde Edebiyat Toplulukları”, Türk Edebiyatı, nr. 400, Şubat 2007, s. 28-29.

23.  “Hilmi Yavuz’un Yolculuk Şiirleri Üzerine Bir Yolculuk”, Ada, nr. 8, Bahar 2007, s.22-23.

24. “Korkunun Romanı, Romanın Korkusu”, Türk Edebiyatı, nr. 403, Mayıs 2007, s. 36-38.

25.  “Yazar ve Şairlerde Anne (F)aktörü, Türk Edebiyatı, nr. 405, Temmuz 2007, s. 31-32.

26. “Selim İleri’den Ayrılığın İlk Yazı”, Ada, nr. 9, Aralık-Ocak-Şubat 2007-2008, s. 24-25.

27. “Bir Kaçış Olarak Modern ve Postmodern Tavır”, Hece, Postmodernizm Özel Sayısı, nr. 138-139-140, Haziran-Temmuz-Ağustos 2008, s. 233-235.

28. “Postmodern(izm)e Açılan Dönemeçte Şiirimizin Konumu”, Hece, nr. 146, Şubat 2009, s. 89-92.

29. “Zarifçe Yaşamak”, Ada, nr. 14, Yaz 2011, s. 36-40.

30. “Son Dönem Türk Şiirinin Gelişimine Hızlı Bir Bakış”, Değirmen, nr. 32, Temmuz-Ağustos 2012, s. 110-115.

31. “Ölümün Ormandaki Yokluğu”, Ada, nr. 17-18, Ekim-Kasım-Aralık 2013, s. 17-19.

32. “Postmodernizm, Küreselleşme ve Öteki”, Medeniyet Tasavvuru-Düşünce ve Medeniyet Dergisi, nr. 1, Ekim 2014, s. 97-101.

33. “Cahit Zarifoğlu’nun Kıbrıs Gün(lük)leri”, Türk Dili, nr. 773, Mayıs 2016, s. 86-91.

34. “İlk Dönem Modern Türk Şiirinde Yaşama Sevincinin İzleri”, Hece, nr. 244, Nisan 2017, s. 73-75.

35. “Romancılığımızda Kaybedilmişlik ve Yenilmişlik Duygusu”, Bûtimar, nr. 4, Bahar 2017, s. 28-30.

36. “Yabancı, Varoluş ve Başkaldırma Üçgeninde Albert Camus”, Hece, nr. 249, Eylül 2017, s. 66-68.

DİĞER YAZILAR

1.”Şiirimizde Yeni Bir Tarz”, Âvâz, nr. 9-10, Temmuz/Ağustos 1992, s. 16.

2.“Uysal Işıklı Ay”, Acun, nr. 1, Ağustos 1993,  s. 40.

3. “Jurnal’ler, Cemil Meriç’i Gölgeler mi?”, Tepe, nr. 33, Kasım 1994,

s. 3-4.

4. “Jurnal’lenmiş Cemil Meriç”, Ülke, nr. 16, 22-28 Eylül 1996, s. 15.

5.“Tahsin Yücel’in ‘Denemeler’i”, Dönemeç, nr. 3, Kasım-Aralık 1996,

s. 16.

6. “II. Yeni’den Yaşar Bedri’ye”, Dönemeç, nr. 4, Ocak-Mart 1997, s. 17.

7. “Güvenilir Bir Halit Ziya İncelemesi”, İlk Damla, nr. 5, Ocak-Mart 1998, s. 25-27.

8. “Ankara’da Uluslararası Türkoloji Sempozyumu”, Yeni Türkiye, nr. 43, Ocak-Şubat 2002, s. 125-126.

9.”Ötekine Giden Yol”, Yansıma, nr. 3, Mart 2002, s. 19-21.

10. “Kars’ta Kar’ın Yankısı”, Aralık Edebiyat, nr. 5, Nisan 2003, s. 9.

11.”Çıldır Gölü’nün Çıldırtan Güzelliği”, Dentiss Paramedikal, Mart/Nisan 2003, s. 24.

12. “Bilimlerde Kesişen Nokta”, Hece, nr. 80, Ağustos 2003, s. 13-15.

13. “Akdeniz’in Mağusa’daki İzlerine Yaslanmak”, Hece, nr. 84, Aralık 2003, s. 104-107.

14. “Dergiciliğin Kült Duruş Noktasında “Âvâz”, Sühan Edebiyat, nr. 11, Mart-Nisan 2005, s. 13-15.

15. “Lefkoşa’dan Londra’ya”, Ada, nr. 6, Kış 2006, s. 15-17.

16. “Kara Zaman Şiirleri Üzerine ‘İzleksel’ Çerçeveler, Ada, nr. 7, Yaz 2006, s. 40-41.

17. “Hatıraların İz ve Eşiğinde Büyükbabalar”, Sühan Edebiyat, nr. 16, Ocak-Şubat 2007, s. 19-21.

18. “Alyanstan Yükselen Işıltı”, Lamure, Yaşam-Ayrıntı ve Kültür Dergisi, nr. 6, Mart-Nisan 2007, s. 32-33.

Share

atıflar/referanslar

  1. Fatih Karagülle, Ara Nesil Romanında Sosyal Muhteva, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,  Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2004, s. 7.
  2. Sezai Coşkun, “Türkiye’deki Edebiyat Sosyolojisi Çalışmaları Üzerine Tespit, Tahlil ve Teklif”, Edebiyat Sosyolojisi (Ed. Köksal Alver), Ankara 2004,  Hece Yay., s .179.
  3. İhsan Işık, “Ahmet Hamdi Tanpınar”, Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi, C. III, Elvan Yayınları, Ankara 2004, s. 1705-1706.
  4. Fatih Tığlı, Ehlikeyfin Kitabı, Kitabevi Yayınları, İstanbul 2004, s. 247-274.
  5. Soner Gündüzöz, “Arapçada Kültür-Dil İlişkisi: Arapça’nın Yapılanması ve Algılanmasında Etkili Öğeler”, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, C. V (2005), nr. 2,  s. 217.
  6. Semih Vaner, (dir.) La Turquie, Paris 2005, Fayard, p. 590.
  7. Selçuk Çıkla, Cumhuriyet Düşüncesinin Kökleşmesinde Yusuf Ziya Ortaç’ın Yapıtlarının Yeri ve Önemi, Basılmamış Doktora Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,  Samsun 2005, s. 51.
  8. Mustafa Duman, Çay Kitabı, Kitabevi Yayınevi, İstanbul 2005, s. 49-50.
  9. Mehmet Akif Bal, Osmanlıdan Cumhuriyet’e Trabzonlu Simalar ve Trabzon’un Köklü Aileleri, Sarıcanlar Basım, İstanbul 2005.
  10. Ramazan Gülendam, Türk Romanında Kadın Kimliği (1946-1960), Salkımsöğüt Yayınları, Erzurum 2006, s. 8.
  11. Yusuf Ziya Sümbüllü, Kemal Tahir’in Romanları Üzerine Oluşumsal Yapısalcı Bakımdan Bir İnceleme, Atatürk Üviversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, Erzurum 2006, s. 3-4.
  12. Nazire Erbay, Bahaeddin Özkişi’nin Hayatı, Sanatı ve Eserleri, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Erzurum 2007, s. 15.
  13. Nuran Dağlar, 1990-2000 Dönemi Edebiyat Dergilerinde Roman, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Denizli 2007, s. 163.
  14. Şerife Nihal Zeybek, Dinî Edebiyat Açısından Mavera Dergisi (1-80. Sayılar) İncelemesi, AnkaraÜniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2008, s. 10-11.
  15. Zehra Arslan,  Trabzon Türk Ocağı (1925-1931), Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek  Lisans Tezi, Trabzon 2008, s. 27.
  16. Orhan Kabataş vd., Kıbrıs Türk Edebiyatı II. Kitap, K. T. Eğitim Vakfı Yayınları, Ankara 2008, s. 296.
  17. Hülya Yaylalı Tosun, Cumhuriyet Dönemi Şiirinde Anne, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Edirne 2009, s. 191.
  18. Safiye Çelik, Edebiyat Sosyolojisi Bağlamında Mehmet Âkif Ersoy, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Elazığ 2009, s. 6-8.
  19. Ramazan Gülendam, “Asıl ‘Garip’: Âsaf Hâlet Çelebi”,  Turkish Studies, Volume 4 /1-II Winter 2009, s. 1185.
  20. Ahmet Cuma, “Edebiyat Sosyolojisi ve Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi – Sanat ve Bilimin Sınır Ötesi Etkileşimi”,  Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, nr. 22 / 2009, s. 81-94.
  21. Mustafa Safran-Ahmet Şimşek, “Tarih Yazımında Bir Sorun: Tarih ve Zaman İlişkisi”, Tarihin Peşinde, Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, nr. 1, 2009, s. 13.
  22. Ayşe Ertuş, Ayla Kutlu’nun Öyküleri Üzerine Bir İnceleme, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Van 2009, s. 10.
  23. Enver Karataş, “Türkiye’de Kadın Hareketleri ve Edebiyatımızda Kadın Sesleri”, Turkish Studies, Volume 4 /8 Fall 2009, s. 1667.
  24. Sıla Akdeniz, Asaf Hâlet Çelebi Şiirlerinde Ara Konumda Fantastik, Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2010, s. 17, 44, 67.
  25. Selçuk Çıkla, Şair, Mizah Yazarı, Gazeteci Yusuf Ziya Ortaç, İstanbul 2010, Kitabevi Yayınevi, s. 131.
  26. Oğuz Karakartal, Kıbrıs’ta Türkiye Kültür Adamları ve Eserleri (1873-1974), İstanbul 2010, Doğan Kitap, s. 44.
  27. Emel Aydın, Orhan Veli’nin Şiirlerinde Öykü İzleri, Sait Faik’in Öykülerinde Şiir İzleri, Balıkesir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir 2011, s. 30, 61.
  28. Zehra Yazbahar, “Afet Ilgaz’ın Romanlarında Kadın Sorunsalı”, Turkish Studies, Vol. 6/2 Spring 2011, p. 1066. 
  29. Salih Okumuş-İdris Şahin, “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Romanlarında Zaman ve Mekân Bağlamında Yabancılaşmanın Tezahürleri”, ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, C. III, Nr. 5,  Haziran 2012, s. 109, 112, 115.
  30. İbrahim Tosun-Ali Koç, “Fatih-Harbiye Romanına Edebiyat Sosyolojisi Açısından Bir Bakış”, Tunceli Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, nr. 1, Yaz 2012.
  31. Yılmaz Irmak, “Rasim Özdeneren’in Çok Sesli Bir Ölüm Adlı Hikâyesine Edebiyat Sosyolojisi Açısından Bir Yaklaşım”, Dede Korkut Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, Yaz 2012, C. I, nr. 1, s. 77-78.
  32. Sebat Çelik, İngiliz Edebiyatında Toplumsal Cinsiyet (George Eliot’ın “Midlemarch” Romanı Örneği), İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Malatya 2013, s. 6, 10.
  33. Kemal Erol, “Kemal Tahir’in Köyün Kamburu Romanına Edebiyat Sosyolojisi Açısından Bir Bakış”, The Journal of Academic Social Science Studies (JASSS), Volume 6, Issue 3, March 2013, p. 883-885, 890, 896.
  34. Ülkü A.Oğuzhan Börekçi, “İttihat ve Terakki Dönemi’nde Gazeteci Kimliğinin Hüküm Gecesi Romanında Görünümü”, Selçuk İletişim-Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi, C. 8, S. 1 (2013), s. 213.
  35. Selami Çakmakcı, “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Bursa’da Zaman” Şiirinde “Zaman” ve “Rüya” Kavramları Üzerine Bir İnceleme”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C. 23, S.2, Elazığ 2013, s. 61. 
  36. Kemal Saylan, “Gümüşhane’de Dergiciliğin Tarihi ve İrfan Yolunda İlk Adım Dergisi”, History Studies, Vol. 5 Issue 4, Special Issue on Lausanne, July 2013, p. 209-210.
  37. Yakup Öztürk, “Hayatı ve Eserleriyle Ömer Faruk Akün’ün Edebiyat Tarihçiliği”,  TYB Akademi Dil, Edebiyat ve Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 3, nr. 7, Ocak 2013, s. 88, 102, 106.
  38. Bilgin Bakınç, Asaf Hâlet Çelebi’nin Şiirlerinin Kaynakları, İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2014, s. 72.
  39. Esra Polat Sabaş, Murathan Mungan’ın Öykü ve Romanlarında Kadın”, Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Adıyaman 2014, s. 14.
  40. Ömer Solak, Edebiyat Biliminde Kuram ve Yöntem, Nobel Yayınevi, Ankara 2014, s. 79.
  41. İsmail Uygun, Cumhuriyet Dönemi Tarihî Romanları 1923-1946: “Eski” Kahramanların Yeni Söylemleri, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2014, s. 51.
  42. Gencer Gençoğlu, “Orhan Şaik Gökyay’ın Dede Korkut ve Rıza Mollof’un Köroğlu Destanları Örneğinde Türk Destan Geleneğinin Sosyolojik ve Poetik Çıkarımı”, Turkish Studies International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 10/12 Summer 2015, p. 415.
  43. Fatih Sakallı, “Server Bedii’nin “Cumba’dan Rumba’ya”sı ‘Geleneksel Hayat İle Modern Hayat Arasındaki Gel Git’”, Türkbilig, 2005/9: 132-133.
  44. Özlem Bay Gülveren, “Edebiyat Sosyolojisi Bağlamında Toplumsal Gerçekliğin Edebi Esere Yansıması: “Safahat” Örneği”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi /The Journal of International Social Research,  C. 8 S. 39, Ağustos 2015, s. 58.
  45. Belma Canbay, “Edebiyatta Pazarlama ve Kişisel Markalaşma”, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi, Sayı 40 / Bahar 2015, s. 196.
  46. Muzaffer Kaya, “Le Sentıment D’etrangete Dans L’etranger D’albert Camus”, Turkish Studies, Volume 10/8 Spring 2015, p. 1618.
  47. Nuriye Çelik, “Michael Kohlhaas Üzerinden Adalet Sorgulaması: Onurlu Bir İsyan ile Bozgunculuk Arasındaki İnce Çizgi”, Sosyoloji Dergisi, 2014-2015, (31-32), s. 86.
  48. Z. Niliüfer Nahya, “Din, Büyü, Sanat, Efsane’nin Ardındaki Kuramlar ve Kuramcılar: Bir Paralel Okuma Denemesi”, Folklor/Edebiyat, C. 21, sayı: 82, 2015/2, s. 204.
  49. Derya Ünal, Elif Şafak’ın “Aşk” Romanı ile Ahmet Ümit’in “Bab-ı Esrar” Romanlarının Mukayesesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Afyonkarahisar 2015, s. 22.
  50. Türkan Erdoğan, “İmre Kentész’in Düşünce Dünyası, Romanları ve Holocaust”, Turkish Studies, Volume 11/2 Winter 2016, p. 419.
  51. Rana Senanur Doğan, Edebiyat Siteleri Çerçevesinde Sosyal Medya Edebiyatı, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2016, s. 24.
Share