Denizli/Pamukkale Notları

Pamukkale’yi içten ve dıştan yakalamaya çalışmamız tabiat-su-toprak-insan ilişkisiyle tarihin medeniyetler üzerinden seyri ve davranış biliminin bizi kendine çeken taraflarını ayırt ve ayıklama çabası ortada. Travartenler üzerinde hassas ve hür yürüyüş yabancılık ve aykırılığın insan künyesinde ne rol oynayacağıyla doğrudan ilişkili.

XXI. yüzyıla girerken dilin edebî metinlerde kullanımlarını eksen alan, başta alışkanlık, yenilik, aykırılık ve sapma gibi belli başlı konular Pamukkale Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatı Bölümü tarafından bir sempozyum ölçeğinde ele alındı.

Üniversitenin Kınıklı Kampüsü’ne ulaştığımda, buraya geçen yüzyılın sonlarında yaptığım yolculuğumu hatırladığımdan anlamlı bir duygu yaşadım. Sonra, bir süre, konumu/konuşacaklarımı/ kullanacağım süre içinde söyleyeceklerimden özellikle altı çizilmesi gerekenlerin neler olacağını düşündüm.

Denizli. Öğlen güneşinin ışınlarının dik indiği caddelerden ilerleyerek şehri adımlarken; kentin havasının olanca lirik ve foto-realist yanlarını yaşadım. Kentte, bir kalebent olma özelliğinin doruğa çıkan yanlarını yakından hissettim. Gerçekten, mesafeyi, insanın duygu boyutuyla aza indirgeme örneğini defaten yaşamak güzel. Şimdi bir asil duruşun mistik ve sosyo-içsel yanlarının hesaplana gelişi söz konusu. İşte, bu noktada, edebiyat ve hem-hâl oluşun rol ve işlevi daha da anlam kazanmaktadır.

Konferansın oturumları bir bir ilerlerken; konuşmacıların kendi tarz ve bakış açılarının kesişme ve ayrılma noktaları hayranlık ve anti-empatik tablolar oluşturdu. En çok, dili, bütün yanları ve kullanım şekliyle ele alışın bilim ortamına metinler bazında yansıyışı önem kazandı. Çeşitli bilim ve ana bilim dallarına mensup araştırmacı ve akademisyenlerin çözümleme ve önerilerinin gün ışığına çıkması bakımından önemli olan sempozyumun metinlerinin bir kitapta toplanışı anlamlı.

Sempozyumda özellikle, Mustafa Arslan’ın “Epik Anlatımların Anlaşılması ve Yorumlanmasındaki Bazı Problemler ve Yeni Yöntem Arayışları”, “Turgut Tok’un “Necip Fazıl’ın Şiirlerinin Sözdizimsel Yapısını Oluşturan Öğelerin Kullanım Sıklığı ve Dağılımları”, Beyhan Ünlü’nün “E. E. Cummming’in Şiirlerinde Gramer Kuralları”, Yunus Balcı’nın “Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü Romanında İronik Dil Kullanımı” ve Hikmet Tan’ın “Şiirsel Anlatımda Epik Boyut” adlı bildirileri dikkat çekti. Hikmet Tan’ın, Behçet Necatigil’in “Gizli Sevda” şiirinden yola çıkarak; şiiriyet yüklü anlatımda epik boyutun varlığını sorgulaması, “yapısalcı” yaklaşımda dışarıda kalan sosyolojik yaklaşımın şiire kattığı derin anlam ve gerçeklikle metni özleştirmenin (sınama) ortaya çıkardığı sonuçlara ulaşması ilginç. Keza, bu noktada, aktöryel gözlemci/aktarıcı ile öznel değerlendirmenin ve gözlemcinin müdahaleci bir tutum sergilemesi ile stoen bağlamlı bakıştaki yaklaşımın şiirdeki duruşu da netlik kazandı.  Yunus Balcı, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ndeki ironik niyete dikkat çekerken; metindeki ironinin gerçek hayatın önüne geçişinin altını çizdi. Romanı, bir sosyal zamandan sapmalar tarihi olarak gören Balcı’ya göre, romanda, analoji ve toplumsal değişimi zamana göre vermedir esas olan. Bu nedenle, kol-masa-duvar saatleri ile saat kulesi, Tanpınar’ın, roman kahramanı Halit Ayarcı aracılığıyla parçalanmışlığı kendine göre analiz edişinin ve toplumsal abesler zinciri ile siyasî tarihe göndermeler yapmanın adresi olur Saatleri Ayarlama Enstitüsü.

Bütün bunların paylaşımına vesile olan ve XXI. yüzyıla girerken edebî metinlerde dil kullanımının durum ve önemini hatırlatan Pamukkale Üniversitesi ilgililerine teşekkürler.

 

Share
Bu yazı genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın